
Pazarlama kampanyalarında dijital kanalları kullanmak isteyenler son zamanlarda fark etmiştir; piyasada var olan ajanslarda bir kıpırdanma var. Bugüne kadar online, interactive, creative, digital agency gibi isimler taşıyan ama uzmanlık alanı sadece online olan firmalar özellikle 3G lansmanıyla birlikte mobil yetkinlikler kazanmak amacıyla ya bu alanda ortaklıklara gidiyorlar ya da bir şekilde bu yetkinlikleri içlerine çekiyorlar. Mobil Pazarlama ajansları ise hızla online yetkinliklerini tamamlıyorlar.
Wikipedia üzerinden Digital Marketing sözcüklerini girdiğimde aşağıdaki tanıma ulaştım (Türkçe sayfalara tanım henüz girmemiş durumda...)
Digital Marketing is the promoting of brands using the Internet, mobile and other interactive channels.
Tanımdan yola çıkar isek dijital pazarlama üç temel alanda yetkinliğe işaret ediyor; internet, mobil ve interaktif kanallar. Benim bildiğim bu üç yetkinliği de barından ajans sayısı Türkiye’de bir elin parmaklarını dahi geçmiyor.
Önümüzdeki günlerde ajanslar arasında birçok satın alma ve birleşmeyi sanırım görüyor olacağız. Yeni bir döneme giriyoruz ve dijital pazarlamayı gerçek anlamda konuşmaya şimdi başlıyoruz.
PS: MediaCat dergisinde yayınlanan Dijital Ajanslar anketinin ilginizi çekeceğini düşündüm; bir kopyası Köksal Abdurrahmanoğlu’nun blogunda bulunuyor ve Anket linkini tıklayarak ulaşabilirsiniz.
24 Eylül 2009 Perşembe
Dijital Pazarlama
14 Eylül 2009 Pazartesi
Bir Ortaklığın Düşündürdükleri...
Bazı çalışmalar vardır; ardından insanda hoş bir tat bırakır... Unilever – Vodafone “Cornetto’yla Aş Kendini, Vodafone’la Ara Aşkını!” Mobil Pazarlama Kampanyası benzer çalışmalardan biriydi. İki ekibin birlikte geçirdikleri süreci ve yaşadıklarımızı düşününce kampanyanın başarılı sonuçlarının tesadüfi olmadığını çok daha net görüyorum.
Genelde profesyoneller olarak iki şirketi; kampanyalar veya farklı çalışmalar için biraraya getirme kararını alırken markalar, finansallar, süreçler, vb. bir çok açıdan konuyu en ince detayına kadar düşünüyor ve yönetsel kararlarımızı bu değerlendirmelerin sonucunda alıyoruz. Fakat şirketlerin de insanlar gibi kişilikleri, geçmişleri ve değerleri olduğunu unutuyor; analizlerimizde bu konudaki yorumlarımıza cimri davranıyoruz. Oysa kişisel olarak bir ortaklık kuruyor olsak en az sayısal değerler kadar ortağımız ile anlaşıp anlaşamayacağımız gibi soyut konulara da oldukça fazla kafa yorarız.
Bu ortaklık çok keyifliydi çünkü iki takım da kampanyanın başarısı etrafında kilitlenmişlerdi. Takımın üyeleri; işin içinde her ne kadar ticaret olsa da tüm konularda açık ve samimi idiler. Düşünüş tarzları paralel, ilişkileri yapıcı ve davranışları destekleyiciydi. En sorunlu anlarda dahi ekipler birlikte hareket etti, sorunun üzerine beraber yürüdü. Sonuç olarak ortaya keyifli ve zevkli aynı zamanda bir o kadar başarılı bir çalışma çıktı.
Şirketler arasındaki ortaklıkların, bireyler arasındaki ortaklıklardan farkı yok. Profesyonel hayatta somut veriler ile hazırladığımız analizlerimize bir tutam öznel yorumlar da katmak sanırım bizlerin daha doğru kararlar almasına yardımcı olacaktır. Günün sonunda beraber iş yaptığınız kurumlar da kanlı canlı yaşayan kişilikler.
